pendik escort
Tan Sürücü Kursu | İzmir Sürücü Kursu | Sürücü Kursu İzmir | Ehliyet Kursu | İzmir | Bornova | Karşıyaka | Bayraklı | Ehliyet | Ucuz | En Ucuz
Get Adobe Flash player

Haberdar Olun

Duyurulardan Haberdar olmak için Lütfen abone olunuz.







Atatürk Köşesi

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün116
mod_vvisit_counterDün117
mod_vvisit_counterBu Hafta880
mod_vvisit_counterBu Ay2193
mod_vvisit_counterToplam249322

İLKYARDIM

 

İLKYARDIMIN AMACI VE AŞAMALARI

 

Sürücüler gördükleri trafik kazası durumunda olaya müdahale etmek zorundadırlar. Aksi takdirde sürücülere hem para hem de puan cezası uygulanır.
Şehir dışında şehir içine göre, ölüm ve yaralanma açısından, daha çok kaza meydana gelmektedir.
İLKYARDIMIN TANIMI VE ÖNEMİ

 

Ani olarak hastalanan veya kazaya uğrayan kimseye tıbbi tedavisi yapılıncaya kadar olay anında ve olay yerinde kişinin hayatını kurtarmak amacıyla ilaçsız, doğru ve geçici olarak yapılan ilk müdahaleye ilk yardım denir. Şu asla unutulmamalıdır ki; yapacağı işlem bir tedavi değildir. Tedaviyi sağlıkla ilgili okullarda eğitim alan kişiler yapabilir. Amaç: Hayat kurtarmak, kontrol altına almak, kötüye gidişi önlemek veya sağlığın o halde kalmasını sağlamaktır.
Sürücüler kazalara ilk müdahale edebilecek kişiler oldukları için ilkyardım bilgisine sahip olmalıdır.
İlkyardımın İlkeleri:
1- Çabuk karar vererek yaralıyı değerlendirmek
2- Yaralıya uygun pozisyon vermek, geçici önlemi hemen almak
3- Kalabalığı uzaklaştırmak
4- Yaralıya moral vermek, bilincini açık tutmak, sıcak tutmak, çamaşırları keserek çıkarmak 5- Güvenli yere almak
İlkyardımın Hedefleri:
1- Solunumun sağlanması
2- Kalbin çalıştırılması
3- Kanamanın durdurulması
4- Şokun engellenmesi
5- Yaranın dış etkenlerden korunması
6- Uygun pozisyon verilmesi
7- Haberleşmenin sağlanması ve yaralının taşınması.
Çok sayıda yaralının olduğu bir trafik kazasında önce soluk almayanlardan, kalbi çalışmayanlardan, kanaması olanlardan başlanarak ilkyardım yapılmalıdır.
İlkyardımın Aşamaları:
1- Kaza yerinde ikinci bir kazayı önlemek için emniyet tedbirleri almak.
2- Kazazedeyi uygun şekilde araçtan çıkartıp emniyetli bir yere almak (mümkünse üç kişiyle) 3- İlkyardımda bulunmak. Yani, (gerekli durumlarda) suni solunum yapmak, kalp masajı yapmak, kanamayı durdurmak, şoka karşı önlem almak (Bunlar, öncelikle yapılması gereken ilk yardım uygulamalarıdır).
4- Haberleşmeyi sağlamak (Hızır Acil Servis 112)
5- Kazazedeleri uygun pozisyonda öncelik sırasına göre hazırlamak
6- Sevk etmek – taşımak – nakletmek (Sevk işlemi, her zaman ilk yardımın sonuncu aşamasıdır)
İLKYARDIM ÇANTASI

 

Trafik kazaları ve ani yaralanmalarda müdahaleye imkan tanıyacak araç ve gereçlerin bulunduğu çantaya ilkyardım çantası denir.
İlkyardım çantası sürücünün en yakın ulaşabileceği yerde bulunmalıdır.
İlkyardım çantası, bisiklet, motosiklet, iş makineleri dışında tüm araçlarda bulundurulmalıdır.
İlk yardım çantasında bulundurulması zorunlu olan malzemeler şunlardır: Pamuk, Steril sargı bezi, Flaster, Makas, Elastik bandaj, Çengelli iğne (6 tane) ve Üçgen sargı bezi. Bunların yanında,air way, suni solunum maskesi,plastik eldiven, telefon kartı, not defteri, kalem, ilk yardım kitabı bulundurulması da iyi olur.
İlk yardım çantasında şu malzemeler kesinlikle bulundurulmaz: Tentürdiyot, oksijenli su, yara tozu/merhemi ve diğer ilaçlar.Çünkü; tentürdiyot doğrudan açık yara üzerine sürüldüğünde mikropların yanında canlı doku ve hücreleri de öldürerek yaranın iyileşmesini geciktirip yara üzerinde iz kalmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu malzemeler ilaç grubunda yer aldıklarından hekim kontrolünde kullanılması gerekmektedir.Emniyet Genel Müdürlüğünce alınan kararlar neticesinde tentürdiyot çanta muhteviyatından çıkartılmıştır.

 

FELAKET: Kasıt unsuru olmaksızın meydana gelen, insanları ve çevreyi olumsuz yönde
etkileyen doğal kaynaklı olaylardır. Örn: sel, deprem, yangın vs…
Felaketler bir anda kazalara göre daha ciddi ölüm ve maddi hasarlara neden olabilir.
Felaketlerin ortaya çıkması hiçbir şekilde engellenemezken, kazalar gerekli tedbirler alınarak engellenebilir.
TRAFİK KAZASI: Karayolu üzerinde hareket eden en az bir aracın karıştığı, ölüm yaralanma veya hasarla sonuçlanan olaylardır. Trafik kazalarının nedenleri, kurallara uymamak ve dikkatsizliktir. Bunda da; % 95 insan faktörü (% 15 yayalar % 80 sürücüler) % 5 diğer faktörler (çevre şartlarının olumsuz oluşu, yolların uygunsuzluğu, araçların arızalı olması…)                                                                         

 İNSAN VÜCUDU

 

 

 İnsan vücudunun en küçük canlı birimine hücre denir. Hücrelerin beslenmesini hücre zarı sağlamaktadır. Aynı görevi yapan hücreler birleşerek dokuları (örn: Kas), dokular birleşerek organları (Örn: Mide, Bağırsak), organlar da birleşerek sistemleri (Örn: Solunum, dolaşım) oluşturur. Hücre –> Doku –> –> Organ –> Sistem –> Canlı / Organizma

 

 

 

TRAFİK KAZLARINDA EN ÇOK YARA ALAN VÜCUT BÖLGELERİ
Baş: Yüz, kafa, boyun
Gövde: Göğüs, kaburga, karın
Alt taraf: Omurganın bir bölümü, bacaklar, kalça
Üst taraf: Omuz, kollar, dirsek, el, omurganın bir bölümü
VÜCUT BOŞLUKLARI
Kafatası Boşluğu: Beyin, beyincik, soğanilik
Göğüs Boşluğu: Yemek borusu, soluk borusu, akciğer, kalp Karın Boşluğu: Mide, pankreas, böbrekler, karaciğer, bağırsaklar
Leğen Boşluğu: Üreme organları ve idrar torbası
Omurga Boşluğu: Omurilik ve sinirler bulunur

 

 

 

VÜCUT SİSTEMLERİ
1-Sinir sistemi: Duyuların alınması, algılanması ve tepki verilmesinden sorumlu sistemdir. Sinir sistemi organları
Beyin: Vücudu kontrol eden bilinç sistemidir.
Soğanilik: Dolaşım ve solunum sistemini kontrol eder.
Omurilik: Genellikle kas, deri ve iç organlarda görevini yürütür.
2- Solunum sistemi: Kişinin yaşamı için gerekli oksijeni sağlayan sistemdir. Havadaki oksijeni alıp kanda bulunan karbonmonoksitle yer değiştirmesini sağlar. Solunum sistemi organları Ağız, burun, yutak, gırtlak, soluk borusu, akciğerler
3- Sindirim sistemi: Organizmanın yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan gıdaların alınması, parçalanması, öğütülmesi, sindirilmesi ve artıkların dışarı atılması işlemlerinden sorumlu sistemdir.
Sindirim sistemi organları Ağız, diş, dil, tükrük bezleri, yutak, yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklar ve anüsten oluşur. Karaciğer, pankreas ve safra kesesinin sindirime yardımcı rolleri vardır.
4- Dolaşım sistemi: Kalp, kan ve damarlardan ( atar, toplar ve kılcal damarlar) oluşur. Sistemin merkezi kalptir.
Kalp : 4 odacıktan meydana gelir, üsttekiler kulakçık, alttakiler karıncıktır. Kalbin bir tarafı temiz, diğer tarafı kirli kanı barındırır.
Atardamar: Kalbin pompaladığı temiz kanı vücuda dağıtır.
Toplar damar: Kanı dokulardaki kılcal damarlardan alarak kalbe getirir. Taşıdıkları kan kirli kandır.
Kılcal Damarlar: Atardamarların en ince dallarıdır.
5- Hareket sistemi: Kemik, kas ve eklemler hareket sistemi’ni oluşturan doku ve organlardır.

SOLUNUMUN SAĞLANMASI

  Nefes alıp verme işlemine solunum denir. Nefes alırken aldığımız oksijen ile akciğerler kanın temizlenmesini sağlar. Bu nedenle, solunum durduğunda kandaki oksijen oranı düşer. İnsanlar açlığa 60 gün, susuzluğa 6 gün , oksijensizliğe ise maksimum 6 dakika dayanabilir.

Yetişkinlerde normal solunum dakikada 15-20, çocuklarda ise hızlı bir gelişim dönemi içinde olduklarından bu sayı daha fazla olup ve ortalama olarak dakikada 30-40 defadır. Bir insanının nefes aldığı en basit olarak göğüs hareketlerinden anlaşılır. Solunumun durması durumunda ilk etkilenecek organ ise beyindir. Solunumun durduğu en basit olarak hastanın göğüs hareketlerinden anlaşılır. Tam olarak emin olabilmek için bak – dinle – hisset metodunu kullanırız. Yani, göğüs hareketlerine bakılması, kulağımızla kişinin ağzından hava gelip gelmediğinin dinlenilmesi veya kazazedenin ağız ve burnuna yaklaştırılan kağıt veya cam gibi nesnelerde buharlaşma olup olmadığının hissedilmesi. Hastanın solunumunda problem varsa şu pozisyonlar uygulanmalıdır:

Çene pozisyonu kontrol edilmeli, rahat bir solunum için çene göğüsten uzaklaştırılarak baş geriye çekilir.
b) Yan yatış pozisyonuna getirilmeli,
c) Dil kontrol edilmeli, geriye kaçarak soluk yolunu tıkamış ise temiz bir bez veya mendil yardımıyla çekilmeli,
Boğulmalarda İlkyardım
a) Boğaza Yabancı Cisim Kaçması : Boğazına yabancı cisim kaçması durumunda konuşamayan, öksüremeyen, iki eli ile boğazını tutan ve genel durumu kötü bir hasta tablosuyla karşılaşırız. Bu durumda yetişkin kişilerin hemen sırtının orta kısmına yumrukla vurulur. Çocuklarda ise baş aşağı gelecek şekilde ayaklarından tutulup yine sırtının orta kısmına vurulur.
b) Suda Boğulma: Boğulan kişi hemen sırt üstü yatırılarak başını yan çevirip bu arada bir diğer kişi bacaklarından yukarı kaldırarak suyun boşalmasını sağlar. Veya boğulanın karnından iki elle tutularak bel yukarı doğru kaldırılır. Vücut ters V şeklinde olmalıdır. Bu pozisyonda su dışarı boşalacaktır.
Çocuklarda ise; Ayak bilekleri tutularak yukarıya kaldırılır Su bir miktar boşaldıktan sonra ağızdan takma diş veya başka yabancı cisim varsa çıkarılır ve ağızdan ağıza suni solunum yapılır. Bak-dinle-hisset metodu ile solunumu saptanamayan (solunumu durmuş olan) kişiye en geç 4-6 dakika içinde müdahale edilmesi gerekmektedir.
Suni Solunum: Kendi kendine solunum yapamayan kişiye dışarıdan yapay olarak hava takviye edilmesidir. Üç çeşit suni solunum yöntemi bulunmaktadır.
Bunlar: Ağızdan Ağıza, Holger Nielsen (Sırttan Bastırma ve Dirseklerden Kaldırma) ve Silvester tipi suni solunum yöntemleridir.

Ağızdan Ağıza Suni Solunum:En etkili ve öncelikli tercih edilmesi gereken suni solunum yöntemidir. Hasta sırtüstü yatırılır, çene göğüsten uzaklaştırılır, burun sıkıldıktan sonra derin nefes alarak ağızdan üflenir. Ardından göğüs hareketleri kontrol edilir. Çocuklarda ağız ve burundan birlikte az hava sık aralıklarla uygulanır.
Holger Nielsen (Sırttan Bastırma ve Dirseklerden Kaldırma) tip suni solunum: özellikle kusan ve ağız-burun çevresi kanamalı hastalarda tercih edilir. Hasta yüzüstü yatırılıp kafa yana çevrilir. İlk yardımcı hastanın baş tarafına geçip ellerini hastanın kürek kemikleri üzerine koyarak bastırır. Bu durumda nefes vermesi sağlanmış olur. Nefes alması için de dirseklerden kaldırılır.
Silvester tipi suni solunum yöntemi: Sık kullanılan ve etkinliği olan bir yöntem değildir. Kusması ve ağız-burun çevresi kanamasının yanında kaburga kemikleri de kırılmış olan hastalarda kullanılabilir. Hasta sırtının altına yumuşak bir malzeme konularak sırt üstü yatılır. İlk yardımcı hastanın baş tarafına geçtikten sonra hastanın ellerini açıp kapayarak suni solunum gerçekletirmiş olur. Suni solunum işlemine hasta kendi kendine soluyuncaya kadar devam edilir. Ayrıca suni solunum yaparken hastanın kendi kendine solunum yapıp yapmadığı aralıklı olarak kontrol edilir. Hasta soluyorsa kazazede sabit yan yatış pozisyonuna getirilir.

DOLAŞIM SİSTEMİ, KALP MASAJI VE KANAMALAR

 

 

Şok ve bayılma arasındaki farkları ayırt ediniz. Dolaşım sistemi tüm vücutta faaliyet gösteren bir sistem olup kalp, kan, damarlardan oluşur. Kalp, dolaşım sistemin merkezidir, temiz kanı atardamarlar vasıtasıyla vücuda pompaladıktan sonra, kirlenen kan toplardamarlar yardımıyla kalbe geri gelir ve temizlenmek üzere akciğerlere gönderilir.

    Kalp yetişkinlerde dakikada ortalama 60 – 80, çocuklarda ise 100 – 120 kez atar. Kalbin çalışıp çalışmadığı nabız hareketlerinden anlaşılır ve nabzın en kolay hissedildiği yer boynun yanındaki şah damarıdır.

 

 

 

 

Kalp durma belirtileri Nabız hissedilmez. Gözbebekleri büyür, Vücut sıcaklığı azalır Refleksler kaybolur Deri kül rengi olur ve morarır.
Kalp masajı :Duran kalbe uygulanır ve ilk 4-6 dk içinde yapılmalıdır. Çalışan kalbe, kalp masajı yapılmaz, aksi takdirde kalbin durmasına neden olur. Kalp masajı için hasta sırt üstü sert bir zemin üstüne yatırılır. Kalp masajı, göğüs kemiğinin alt 1/3’ lük kısmına uygulanır ve göğüs kemiği 5-7 cm. esnetilir. Yetişkinlere dakikada ortalama 60-80 defa, Çocuklara ise 100-120 defa yapılır. Kalp masajına kalp çalışıncaya kadar devam edilir. Kişinin hem kalbi hem de solunumu durmuşsa kalp masajı ve suni solunum birlikte uygulanır.
Bu durumda; Tek ilk yardımcı varsa: 15 kalp masajı - 2 suni solunum İki ilkyardımcı varsa : 5 kalp masajı - 1 suni solunum 

 

 

 

KANAMALAR Vücuttaki kanın kişinin ağırlığına oranı ortalama 1/13’tür. Yetişkin bir insanda ortalama 4- 6 litre kan vardır. Kısa süre içinde %20 ve üzeri kan kaybı hayati tehlike işaretidir. Olası bir kanamadan ilk etkilenen organımız beyindir. Kanamaları ikiye ayırmak mümkündür:
1-İç Kanama: Kanın vücut boşluklarına akmasıdır. Belirtileri: Baş dönmesi, halsizlik, göz kararması, çarpıntı, bayılma, soğuk terleme ve şok halidir. İç kanamalı hasta: Sırt üstü yatırılır (baş yana çevrili), vücut ısısı korunur, uygun pozisyonda nakledilir.
2- Dış Kanama:
a) Atardamar kanaması: Kesik kesik fışkırır tarzda, açık kırmızı renktedir, kısa zamanda çok kan kaybına neden olduğu için en tehlikeli kanamadır.
b) Toplardamar kanaması: Koyu kırmızı renkte ve normal akışkan halde olan kanamalardır.
c) Kılcal damar kanaması: Sızıntı şeklindeki kanamalardır Burun kanamalarında ilkyardım: Hasta oturtulur, başı hafif öne eğilir burun kanatları sıkıştırılır. Hastanın ense ve yüzü soğuk su ile yıkanabilir. Ancak hasta kesinlikle sırt üstü yatırılmamalıdır. 20 dakikadan fazla sürede kanama durdurulmamışsa hasta en kısa sürede hastaneye götürülmelidir.

 

 

Kanamayı geçici olarak durdurma yöntemleri:
a) Kanayan bölgeye parmakla veya elle bastırmak: Kanama durumlarında ilk yapılan işlem olan kanama bölgesine elle yapılan basıncın amacı sadece o bölgedeki kan akışını durdurarak kanamamayı durdurmaya çalışmaktır
b) Basınçlı sargı uygulamak: Vücutta bazı atardamarların üzerine basınç yapılarak alt tarafa kan geçmesi engellenir. Basınç çıplak deri üzerine yapılırsa daha etkili olur Basınç Uygulama Noktaları Yüz ve alın bölgesindeki kanamalarında; şakak kemiği Omuz bölgesi kanamalarında;köprücük kemiği arka iç kısmı
Boyun ve kafa yan taraf kanamalarında; şah damarı üzerine
Kol kanamalarında; koltuk altı Bacak kanamalarında; kasık iç kısmına basınç uygulanır.
c) Soğuk tatbik etmek
d) Kanayan yeri kalp seviyesinden yukarıda tutmak: Kanama bölgesini yukarı kaldırmanın amacı o bölgeye giden kan miktarını azaltmaktır
e) Kanama bölgesinin gerisinden basınç uygulama
f) Turnike uygulamak: Kanayan yer ile kalp arasındaki tek kemik üzerinden sıkma şeklinde uygulanan geçici kanama durdurma yöntemidir. Sadece kol (omuz ile dirsek arası) ve bacakta (kalça ile diz arası) uygulanır. En etkili kanama durdurma yöntemidir. Ancak Organ ve doku kayıplarının olduğu kanamalarda kesinlikle turnike yöntemi uygulanmaz. Bu yöntemde en fazla dikkat edilecek noktalarda bir tanesi turnike bandının 5-7 cm genişliğinde elastik malzeme olması gerektiğidir. Örneğin, mendil, elastik bandaj, kravat gibi. Hastanın kangren olmaması için turnike bandı 20 dakikada bir 5-10 saniye gevşetilir. Bu yöntem en fazla 2 saat uygulanır.
BAYILMA Değişik nedenlere bağlı olarak beynin kansız kalması nedeniyle oluşan ani bilinç kaybına bayılma denilir Bayılan insanda hareket sistemi faaliyetleri durmuşken solunum ve dolaşım sistemi faaliyetine devam eder. Bayılmanın en önemli nedenleri; stres, üzüntü, ani sevinç ve gerginlik halleridir. Bunların yanında, kan görme, havasızlık, ani ağrı halleri de bayılmaya neden olabilir. Bayılan kişi öncelikli olarak şok pozisyonuna getirilir. Bu arada;, pamuğa damlatılmış kolonya veya alkol koklatılabilir, boğazını sıkan giysi varsa gevşetilir, psikolojik olarak destek sağlanmaya çalışılır ve çevredeki kalabalığın azaltılması sağlanır. Bayılan kişinin 5- 6 saat süre ile dinlenmesi sağlanmalıdır. Sürekli olarak bayılan kişiler mutlaka doktor kontrolünden geçmelidir.

 

ŞOK Çeşitli nedenlere özellikle de kan dolaşımındaki yetmezlik sonucu doku ve organlara kan gidememesine bağlı olarak hayati faaliyetlerin azalmasıdır. Bu olumsuz durumdan en fazla beyin etkilenmektedir.
Şokun Nedenleri: Aşırı kanamalar, kalp problemleri, yanıklar, şiddetli ağrı ve korku, zehirlenmeler, ciddi enfeksiyon hastalıkları bazılarıdır.
Şok Belirtileri: Vücut sıcaklığında azalma Soluk deri rengi Soğuk terleme Nabzın hızlı atması ancak zor duyulması Kan basıncında düşme Gözbebeklerinde büyüme

Şokta İlkyardım: Kanama varsa, durdurulur Beyne giden kan miktarını artırmak için hasta, sırt üstü yatırılıp ayakları 30-40 cm yukarı kaldırılarak şok pozisyonuna getirilir, Vücut ısısı korunur.

KOMA kazazedenin çevreyle bağlantısının tamamen kesildiği, uyaranlara cevap veremediği derin bilinç kaybıdır. bu durumlarda hastanın yaşam bulguları kontrolde tutularak en kısa sürede sağlık kuruluşuna sevk edilmesi gerekmektedir.

YARALANMALAR VE YANIKLAR

Yara: Çeşitli nedenlerle deri ve deri altı doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Yaralanmalar, batıcı ve delici yaralar, kesik yaralar ve ezik yaralar olarak sınıflandırılabilirler.
Ezik yara: Sert ve künt cisimlerin çarpması sonucu oluşan yaralardır. Trafik kazalarında en fazla karşılaşılan yaralanma biçimidir.

Batıcı ve delici yara: Sivri uçlu kesici cisimlerle meydana gelir. Kanama ve felç yönünden önemlidir.
Kesik yara: Kesici cisimlerle meydana gelen ağrılı ve kanamalı yaralardır. Yara kenarları düzgün ve uzun görünümlüdür.
Yaralanmalarda genel ilk yardım kuralları olarak şunlara dikkat edilmelidir. Yaralanma bölgesinde ağrıyı azaltmak ve şişmeyi önlemek için buz tatbik edilir. Kanayan yaralarda bölge gazlı bez ile temizlenip, başka bir gazlı bez ile kapatılıp flasterle tespit edilir. Ardından sargı beziyle yara bölgesi yukarıda olacak şekilde sarılır. Kanayan yaralara pamuk, tütün, tentürdiyot, salça vs kesinlikle sürülmez. Kesik yaralanmalarda yara kenarları uç uca gelecek şekilde pozisyon verilir. Büyük kesik yaralarda bu nedenle yaranın yönü son derece önemlidir. Yara üzerinde batan cisim bulunuyorsa çıkarılmaz. Kopan organlar en geç 6-8 saat içinde hasta ile nakledilmelidir. Bu durumda kopan organ önce temiz plastik bir torbaya konulur. Ardından, bu torba içinde buz olan başka bir torbanın içine konulur.
ÖNEMLİ ORGAN YARALANMALARI

Baş Yaralanmaları: Kafatası, yassı kemiklerin hareketsiz eklemlerle birbirine kaynaşması sonucu oluşan ve beyni koruyan kemiklerdir. Trafik kazalarının %70’inde baş yaralanmaları olacağından çok dikkatli olmak gerekir. Baş yaralanmalarında akla ilk gelecek belirtiler ve yapılması gereken ilk yardım işlemleri şunlardır:
     Kulaktan kanama oluyorsa bu durum beyinde bir hasar olduğunu göstermektedir. Bu durumda hasta kanayan kulak üstüne yatırılır, kanama engellenmez Bulantı, fışkırır tarzda kusma, gözbebeklerinin büyüklük farklılığı, bilinç kaybı ve uyuma isteği beyin kanamalarının en önemli belirtileridir. Kafatası travmalarında kazazedenin kafatasına batan cisim varsa çıkartılmamalı, soluk yolunu açık ve vücudu sıcak tutarak en hızlı şekilde sevk etmelidir.
b) Göğüs Yaralanmaları: Açık veya kapalı tarzda olabilir. Açık göğüs yaralanmalarında içeri giren hava akciğerleri söndürebilecekleri için çok tehlikelidir. Bu nedenle açık olan yaranın üzeri hemen elle veya sargı beziyle kapatılır. Böyle bir durumda öksürükle birlikte ağızdan açık kırmızı renkte köpüklü kan (akciğer kanaması)gelir. Göğse batan cisimler kesinlikle çıkartılmaz ve oynanmaz;yaranın kenarları sıkıca sarılarak hasta oturur yada yarı oturur pozisyonda sevk edilir.
c) Karın Yaralanmaları: Açık karın yaralanmalarında gözle görülen bir yara veya dışarı sarkmış bir iç organ mevcutken; kapalı karın yaralanmalarında karın bölgesinde sertlik, kusma ve susuzluk hissi görülmektedir. Açık karın yaralanmalarında: Yara bölgesi temizlenir ve organlar yara üst kısmına toplanarak temiz, ıslak bez ile örtülür. Yara vücudun enine doğru ise bacaklar karına doğru yaklaştırılır, boyuna doğru ise bacaklar uzatılır ve gergin tutulur. Kapalı karın yaralanmalarında: Soğuk tatbik edilir. Ağızdan herhangi bir yiyecek verilmez.
d) Omurga Yaralanmaları: Trafik kazalarında felç riskinin en fazla olduğu yaralanmalardır. Omurga kafatası dibinde başlar. Gövde, bel, kuyruk sokumu olmak üzere 33 omurdan oluşur. Omuriliği muhafaza eder. Omurga kırıklarında yaralanmasının olduğu bölgeden aşağı kısımda duyu kaybı (felç) oluşur. Bu durumlarda hasta mutlaka sırt üstü sert bir zemine yatırılmalı ve sedye ile sevk edilmelidir.

ARAÇ YANGINLARINDA DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR Yangın söndürücü A1, A2 ve F sınıfı sürücü belgesi ile kullanılan araçlar dışındaki tüm araçlarda bulundurulmalı ve sürücünün en yakın ulaşabileceği bir yerde bulundurulmalıdır. Araçta yangın çıkması halinde; öncelikle kontak kapatılarak çevredeki insanlar uzaklaştırılır, ardından kaput açılmadan yangın söndürücü ile motorun alt ve ön kısımlarına yangın söndürücü sıkılır ve son olarak da kaput açılarak akü devreden çıkarılır.
YANIK Fiziksel, kimyasal radyasyon gibi etkenler sonucunda dokularda meydana gelen yaralanma şeklidir. Vücut yüzeyinin %20’sinden fazlasının yanması hayati tehlike oluşturmaktadır. Bebeklerde bu oran %10’dur.
1. Derece Yanık: Derinin en üst tabakası yanmıştır, deri bütünlüğü bozulmamıştır. Kızarma, ağrı, şişlik vardır. Örneğin güneş yanığı gibi.
2. Derecede Yanık: Derinin üst ve orta tabakası yanmış; üst tabakanın altındaki damar ve sinir uçları açıkta kalmıştır. Bu nedenler ağrı vardır. Yanık sonucu içi su dolu şişlikler oluşur.
3. Derece Yanık: Derinin üst, orta ve alt bütün tabakaları yanmıştır. Yanık olan saha tamamen kömürleşmiştir. Sinir hücreleri yandığından çoğu kez ağrı duyusu yoktur.İz bıraktığı gibi sakatlıklara da neden olabilir.

Yanıklarda İlkyardım:
Bütün yanıklarda yanık yere ve çevresine soğuk su veya buz tatbik edilir. Su kabarcıkları patlatılmaz Şoka karşı önlem alınır. Diş macunu, salça vb. şeyler sürülmez. Kimyasal madde yanıklarında yanık yeri bol su ile yıkanmalıdır. 

DOKU-ORGAN BAĞIŞI

Doku ve Organ Bağışı: Kronik bir hastanın, fonksiyonlarının kaybeden organlarının yerini doldurmak amacıyla başkasından alınan doku ve organlarının bu hastalara nakline izin verilmesine denilir. Bunun için 18yaşından büyük ve 65 yaşından küçük olmak gerekir.
 

Doku ve Organ Nakli: Fonksiyonlarını yerine getiremeyen organların bu fonksiyonlarını tekrar yapabilmeleri amacı ile bağışı yapılmış doku ya da organın başka bir kişiye nakledilmesidir. Doku ve Organ Bağışı hukuken ve dinen uygundur. Böbrek hastalığı, şeker hastalığı, kanser, AIDS, sarılık, ağır iltihabi durumu olanlar bağış yapamazlar. Bağışı Yapılan Doku ve Organlar: Kan,böbrek, karaciğer, kemik iliği, pankreas, göz korneası, akciğer, kalp.

KIRIK-ÇIKIK VE BURKULMALAR

Kemik, kas ve eklemler hareket sisteminin doku organlarıdır. Eklem, kemikleri birbirlerine bağlayan yapılar olup, kaslar da hareket sisteminin aktif yapısıdır.

Kırık: Darbe sonucu kemik dokusu bütünlüğünün bozulmasıdır. Kemiğin herhangi bir yerinde olabilir.
Çıkık: Kemiklerin eklem yüzeylerinin birbirinden ayrılmasıdır. En önemli belirti vücut simetrisinin bozulmasıdır. Hareketli eklem bölgelerinde meydana gelir.
Burkulma: Eklem bağlarının ve yüzeylerinin zedelenmesine denir. Bağların bir kısmı gerilmiş veya yırtılmıştır. Kemik eklemleri birbirinden ayrılmamıştır, hareketli eklemlerde meydana gelir. Kırık, çıkık ve burkulmalarda öncelikle bölge tespit edilerek gereksiz hareketlerden kaçınılır. Çünkü, oluşabilecek felç ve diğer anormallikler, kırık olan kemiğin ucunun bir organı ve damarı zedelemesi meydana gelebilir. Kırık veya çıkığı yerine getirmek için uğraşılmaz. Ağrı, şişme ve morarmayı önlemek veya azaltmak için, bölge yukarıda tutulur, elastik bandaja alınabilir ve soğuk tutulur (ilk 12 saat soğuk, daha sonra sıcak). Kırık olan bölgenin tespiti için kullanılan sert, düz maddelere atel denir. Kol ve bacak gibi uzun kemiklerin tespiti için kullanılır. Örneğin, tahta, karton, mukavva gibi. Köprücük Kemiği kırıkları: Bölge sargı bezi ile (sekizli sargı yöntemi) tespit edilir. Önemli olan kırık bölgedeki omuz bölgesinin hareketsizliğini sağlamaktır. Bu nedenle köprücük kemiği tarafındaki koltuk altı boşluğu bezle doldurulur, her iki köprücük kemiği üzerine katlanmış sargı konur ve koltuk altından bağlanır, Kesinlikle atel kullanılmaz, hasta oturuş pozisyonda hastaneye nakledilir. Kaburga Kırıkları: Özellikle solunum açısından son derece önemli olup akciğer yaralanmaları açısından dikkatli olunmalıdır. Bu durumlarda hastanın kaburga ve göğüs bölgesi sargı bezi ile tespit edilmeli ve hasta oturur veya yarı oturur pozisyonda sevk edilmelidir. Kol Kırıkları: Kol atellenerek 900 açı verilir ve üçgen sargı bezi ile boyna asılır. Hasta oturuş pozisyonuna getirilmelidir. Hiçbir atel malzemesi bulunamazsa ceket veya gömlek alt kısmı kaldırılarak kırık bölgeyi kavrayıp üst kısma çengelli iğne ile tutturulur. Hasta oturtularak sevk edilir. Bacak Kırıkları: Hasta öncelikle sırtüstü yatar pozisyona getirilmelidir. Aksi takdirde kırığın tehlikesi daha fazla olmaktadır. Bacak kırıklarında kırık bölgeyi atele almak son derece önemlidir. Eğer kırık diz ve ayak bileği arasında ise atelin boyu topuktan kalçaya kadar, kırık diz ile kalça arasında ise atelin boyu topuktan koltuk altına kadar olmalıdır. Hiçbir atel malzemesi bulunamazsa, iki bacak arasına yumuşak bir malzeme konulduktan sonra bacaklar birbirlerine bağlanır. Hasta kesinlikle yürütülmemeli ve sedye ile nakledilmelidir. Omurga kırıkları: Felç riskinin yüksek olduğu kırıklardır. Hastanın önce soluk yolunun açık olup olmadığına bakılır gerekirse solunum yolu açılır. Kırık bölgeden aşağıda hissizlik görülür.Hasta, varsa sırt üstü sert bir tahta veya sedyenin üstüne yatırılarak boyun, bel ve diz altı boşlukları doldurulur ve bağlanır. Tahta yok ise 2 atel koltuk altından topuğa kadar konur ve bağlarla bağlanır. Yaralının sedyeye yatırılması sırasında 3 kişi gereklidir. Kesinlikle ayağa kaldırılmaz, oturtulmaz, aksi taktirde felç olabilir.

Kalça kırıkları: Omurga kırıklarında yapılan uygulamaların aynısı yapılır.

HABERLEŞME VE YARALILARIN TAŞINMAYA HAZIRLANMASI

HABERLEŞME: Kaza ve yaralanmalarda, Türkiye’nin her yerinden öncelikle aranması gereken numara 112’dir. Haberleşme, yaralıların hayatta kalmasını sağlayacak ilk müdahale yapıldıktan sonra yapılır. Öncelikle yaralıların durumu ve sayısı bildirilir. Haberleşmede kısa, öz ve anlaşılır mesajlar kullanılmalıdır.
 

TAŞIMADA VERİLECEK POZİSYONLAR Yaralıya uygun pozisyonu vermek ilkyardımın temel hedeflerinden birisidir. Yanlış verilecek bir pozisyon yaralının sakat kalmasına ve hatta ölümüne neden olabilir. Yaralının durumuna bakılarak pozisyon verilmelidir.
Verilecek Uygun Pozisyonlar: Solunum zorluğu çekenle, kusanlar, zehirlenenler, beyin kanaması olup kulağından kan gelenler; yan yatış pozisyonuna alınır.
Baş yaralanması, köprücük,kol kırıklarında ; oturtulur.
Göğüs yaralanması, kaburga kırıklarında; sırt üstü yatırılır.
Bacak kemiği ve omurga kemiği kırıklarında; sırt üstü yatırılır.
Şok ve bayılmada; şok pozisyonuna alınır.
Karın yaralanmalarında; sırt üstü yatar enine ise, dizler bükülür, boyuna ise ayaklar gergin tutulur.

YARALILARIN TAŞINMASINDA ÖNCELİK SIRASI

Yaralılara daha iyi yardımda bulunabilmek için şu sıralamayı iyi kavramak gerekmektedir. Birinci Derece Öncelikli Taşınması Gereken Yaralılar ciddi hayati tehlikesi bulunan, kısa süre içinde hastaneye götürülürse yaşayabilecek aksi takdirde kaybedilebilecek hastalardır. Bu gruba; solunum zorluğu çeken, şoka girmiş veya girmekte olan, kanaması olan, geniş yanığı olan, açık karın veya göğüs yaralanması olan hastalar dahil edilebilir. İkinci Derece Öncelikli Taşınması Gereken Yaralılar gereken ilk yardımı yapılmış veya bekleyebilecek olan hastalardır. Örnek olarak; turnike uygulanmış, iç kanama şüpheli hastalar verilebilir. Üçüncü ve Dördüncü Derece Öncelikli Taşınması Gereken Yaralılar grubuna basit yaralanmalar ile ölmüş veya ölmesi kesinleşenler girmektedir. Yaralıların taşınması ilk yardımın son aşamasıdır.Taşımada her zaman sedye tercih edilmelidir. Sedyeyle taşıma esnasında hasta yönünü görecek şekilde olmalı,merdivenden inerken ve çıkarken baş yukarıda; ambulansa bindirilirken ise baş taraf önde olmalıdır. Ancak kol yaralanmalarında ve kaburga yaralanmalarında hasta sedyesiz taşınabilir. Çünkü; oturtularak götürülür. Yaralı eğer araç içine sıkışmışsa çıkarılmasında ve taşınmasında en an 3 kişi olmalı; özellikle omurga ekseni (bel ve boyun) korunmalıdır.

SAĞLIĞI BOZAN DIŞ ETMENLER

Zehirlenme çeşitlerini ve ilkyardım kurallarını unutmayınız. Vücuda zararlı olan maddelerin çeşitli yollarla vücuda alınması sonucu oluşan tehlikeli durumdur. Sindirim, solunum, deri ve damar yoluyla bu maddeler vücuda alınabilir

      Solunum Yolu Zehirlenmeleri: Bu gruba egzoz gazı, kömür zehirlenmeleri dahil edilebilir. Bu tür zehirlenmeler genellikle kapalı mekan içinde zamanla meydana gelirler. Egzoz gazı içerisindeki karbonmonoksit kanın oksijen taşıma özelliğini düşürerek zehirlenmeye yol açar. Bulantı, kusma, baş dönmesi, genel kırgınlık, şuur bulanıklığı ve solunumda zorluk gibi şikayetler vardır. İlkyardım olarak derhal açık havaya çıkartılır, solunum durmuşsa suni solunum yapılır, ve sevk edilir Sindirim Yolu Zehirlenmeleri: Bozuk gıda, mantar, intihar, yanlışlıkla ilaç alma vs. şeklinde olur. Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal ve şok en önemli belirtileridir. Bu tür zehirlenmelerde ilk 2 saat içinde hastayı kusturmak en iyi yoldur. Kusturmada en etkili yöntem ise parmakla dilin arka kısmını uyarmaktır. Bunun yanında hastaya bol su veya süt içirilir. Ardından bağırsaklardaki zehirli maddelerin temizlenmesi için hastaya zeytinyağı – müshil verilip ishal olması sağlanır. Hastanın bilinci yerinde olmadığı durumlarda, asit – baz zehirlenmelerinde (çamaşır suyu içme vs.) ve zehirli maddenin alınmasının üzerinden 2 saatten daha fazla süre geçmişse hasta kusturulmaz, bol su içirilir.

 

 

Yılan – Akrep – Arı – Böcek Zehirlenmeleri: Zehirli yılan ısırdığında ay şeklinde diş izi vardır. Isırılan bölgede ağrı, şişlik, morarma, nabız zayıflaması, solunum zorluğu, bulantı, kusma, şok ta görülebilir. Zehrin kana karışmasını önlemek için ısırılan yerin önünden ve gerisinden turnike uygulanır. Isırılan bölge steril bir aletle kesilir, kenarlarından sıkılarak zehir boşaltılmaya çalışılır. Soğuk tatbik edilir, kalp seviyesinden aşağıda tutulur, temiz bezle kapatılarak sevk edilir. Arı ve akrep sokmalarında bölgeye amonyak sürülebilir. Ağrının giderilmesi ve zehrin vücutta yavaş yayılması için soğuk tatbik edilebilir. Tüm zehirlenmeler son derece tehlikeli olup, hastalar kesinlikle hastaneye götürülmelidir. Zehirlenmelerde hastaya yoğurt verilmesinin tıbbi bir yararı veya zararı yoktur.

Güneş (Sıcak) Çarpması: Uzun süre güneşe maruz kalmaya bağlı olarak vücutta sıcaklık birikmesi(ateş yükselmesi)’dir. Güneş çarpması sonucu oluşan yüksek ateşten ilk olarak beyin etkilenir. Normal vücut sıcaklığımız 36.5 - 37.2C0 arasıdır. Bu durumlarda hasta öncelikle gölge ve serin bir yere alınır, ılık duş aldırılır ve içecekler verilir.

Güneş (Sıcak) Vurması: Uzun süre güneşte kalan kişilerde beyindeki ısı ayarlama merkezi görevini yapamaz ve vücut ısısı artar. Bunu dengelemek için aşırı terleme olur. Terleme ile beraber sıvı elektrolit kaybının aşırı bir şekilde gelişmesine güneş (sıcak) vurması denilmektedir. Bu durumda, öncelikli olarak hastanın kaybettiği su ve elektrolitleri yerine koymak için hastaya tuzlu ayran içirilir. Ayrıca güneş çarpmasındaki ilk yardım önlemleri yapılır. Her iki durumda da vücut ısısı yavaşça düşürülür.

Donma ve Soğuk Vurması: Soğuk ve nemin etkisiyle insan vücudunun doku ve organlara yeterince kan gitmemesi sonucu oluşan ve hücre ölümüne neden olan durumdur. Donma öncesi görülen ilk belirti uyku halidir. Bunun yanında halsizlik, uyuşukluk, şuur bulanıklığı, karıncalanma ve deride pürüzlenme görülebilir. İlkyardım olarak öncelikle hastanın uyuması engellenir. Vücut ısısı yavaş yavaş yükseltilir, yavaş masaj yapılır, , hastaya kesinlikle alkol içirilmez, ılık içecekler içirilebilir.
Elektrik Çarpmaları: Şartel indirilir, şartele ulaşılamıyorsa kazazede tahta veya plastik bir şeyle itilerek akımdan kurtarılır kişinin kalbinin çalışıp çalışmadığı şah damarından kontrol edilir. Kalbi durmuşsa hemen kalp masajına başlanır.

SÜRÜCÜ SAĞLIĞI

Görme yeterliliği açısından %20’den fazla görme kaybı, gece körlüğü olanlar sürücü belgesi alamazlar.
Görme kaybı gözlük veya lensle düzeltilebiliyorsa bu kişiler de ehliyet alabilirler ama araç kullanırken bunları takmak zorundadırlar İşitme yeterliliği açısından ise; işitme sağlığı yerinde olmalıdır.

      Bir kişi 5 metreden konuşmaları anlayabiliyorsa bu kişi sağlıklıdır. Kişinin işitme kaybı işitme cihazı ile düzeltilebiliyor ve kişi ile 1 metreden anlaşılabiliyorsa bu kişiler de sürücü belgesi alabilirler ancak alabileceği ehliyet cinsi B özel veya F sınıfıdır. Kişinin akli dengesinin yerinde olması gerekmekte, şeker, tansiyon, sara (epilepsi) gibi hastalıklar ile alkol ve madde bağımlılığının olmaması gerekmektedir. Baş ve boyun hareketlerinde %50, Bel hareketlerinde %75’ten fazla kısıtlılığı olanlar da ehliyet alamazlar. İki bacağı veya tek bacağı olmayanlar H sınıfı sürücü belgesi alabilirler. İki kolu veya tek kolu almayanlar ise hiçbir şekilde sürücü belgesi alamazlar. Alkol sürücülükle bağdaşmayan bir durumdur. Çünkü alkol, sürücünün refleks kabiliyetini zayıflatarak kaza yapmasına neden olmaktadır. En doğru olan davranış hiç alkol kullanmamaktır. Ruhi yapısı bozuk olan sürücüler, kullandıkları aracın üstünlüklerinin kendisine ait olduğunu zannederler ve kural çiğnemeye elverişlidirler. Sağlıklı ve güvenli yolculuk için emniyet kemeri kullanımı alışkanlık haline getirilmeli ve emniyet kemeri takmadan yolculuğa başlanmamalıdır.

AddThis Social Bookmark Button

Site Dili

 Turkish English French German Italian Russian Spanish

Bizden Kareler

AddThis Social Bookmark Button

Facebook'ta biz

Şuan Kimler Sitede ?

Şu anda 26 konuk çevrimiçi

İzmir Hava Durumu

IZMIR

gaziantep escort
maltepe escort
samsun escort
oyun kodu satın al steam cüzdan kodu wow azeroth fifa cdkey wow prepaid lol rp satın al